Ana Sayfa Blog Sayfa 5

6-7 Eylül Olayları ile yüzleşme – Yakın tarihimizin kırılma noktası

0

Londra Konferansı’ndaki Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu desteklemek için yönlendirilen ortamda, Selanik’teki Atatürk Evi’nin bombalanmasının protesto eylemleri kontrolden çıkınca ortalık birbirine girmişti

Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun Londra Konferansını sürdürdüğü dönemde 6 Eylül 1955 günü radyonun saat 13.00’teki haberlerinde Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve bombalı bir saldırı yapıldığını haberi tüm yurda duyurulmuş, İstanbul Ekspres gazetesi de o gün alışılmışın dışında iki kez yaklaşık 300 bin adet bastırılarak İstanbul’un her yerinde dağıtılmıştır.

Akşamüstüne doğru “Kıbrıs Türktür Cemiyeti”(KTC) adına yayınlanan deklarasyon yanısıra çeşitli öğrenci birliklerinin yayınladığı bildiriler doğrultusunda Taksim Meydanı’nda bir protesto mitingi düzenlenmiştir. Bu mitingin ardından, bazı gruplar İstiklal Caddesi’ne yönelerek buradaki gayrimüslimlere ait işyerlerinin camlarını kırmaya başlamışlardır .Bu tarz tedhiş hareketleri eşzamanlı olarak İstanbul’da Rumların yoğun olarak yaşadığı diğer semtlere; Beyoğlu, Kurtuluş,Şişli, Nişantaşı, Eminönü, Fatih, Balat , Eyüp, Bakırköy, Yeşilköy, Ortaköy, Arnavutköy, Bebek’e kadar uzanmış hatta Moda, Kadıköy, Kuzguncuk, Çengelköy’de de meydana gelmiştir.

Taksim’de büyük miting

6 Eylül akşamı başlayıp 7 Eylül sabahına kadar devam eden olaylarda resmi Türk kaynaklarına göre 4 bin 214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel vb. 5 bin 317 yer saldırıya uğramıştır.Türk basınında ölü sayısı 11 olarak belirtilmiş , Helsinki Watch örgütünün bir raporuna göre ise ölenlerin sayısı 15’tir. Bunların 5’i, ruhani rütbesi olan Balıklı’da Papaz Chrysanthos Mantas, Piskopos Gerasimos, Yeniköy’de Piskopos Gennadios Arabacıoğlu ve adları bilinmeyen iki papazın yanı sıra, Erpapazoğlu, Abraham Anavas, Olga Kimiades, Thanassis Mısıroğlu, Hebe Giolma, lsaak UludağTheopoula Papadopoulu ve Yannis Balkis ölü olarak bildirilmiştir.

Olaylar çığrından çıkınca

Olayların kontrolden çıkması üzerine İstanbul, Ankara ve İzmir’de Örfi İdare ilan edilmiş ve Komutanlığı’na da 3. Doğu Anadolu Ordusu Komutanlığı’ndan gelen General Nurettin getirilmiştir. Sokağa çıkma yasağı’nın getirilmesi , yapılan denetim ve tutuklamalarla şiddet olaylarına son verilebilmiştir. İstanbul’da 5.104 kişi, Ankara’da 469 kişi, İzmir’de ise 170 kişi tutuklanmıştır. Kıbrıs Türktür Cemiyeti İstanbul şubelerinin idare heyetlerinden 87 üye ve bu kişilerle sıkı işbirliği içinde olan kişiler de tutuklanmış KTC’nin şubelerinin birleşmesi yasaklanmış ve tüm malvarlıklarına el konulmuştur.

Ertesi gün Hükümet tarafından düzenlenen basın toplantısında Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, kabinenin önemli bakanları ve İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay bulunmuştur. Ardından da Türk hükümeti yaşanan bu yağmadan üzüntü duyduğunu ve özür dilediğini belirten bir açıklama yapmış ve zararların tazmin edileceği belirtilmiştir. Kızılay da acil önlem olarak Beyoğlu’ndaki ihtiyaç sahiplerine kişi başına 20 TL. tutarında nakit yardım, taş kömürü ve yiyecek vermiştir.

Siyasi cephede sarsıntı

Bu süreçte İçişleri Bakanı Namık Gedik, istifa etmiş ve yerine geçici olarak Savunma Bakanı Ethem Menderes atanmış, Bakan Fuat Köprülü vekaleten Savunma Bakanlığı görevini üstlenmiştir. Milli Emniyet Hizmetleri şefi (MAH Reisi), İzmir valisi, İzmir’de bulunan birliklerin komutanları, İstanbul emniyet müdürü ve üç general, hükümet tarafından görevden alınmış , birdizi memurun olayların engellenememesinden sorumlu oldukları gerekçesiyle görev yerleri değiştirilmiştir.Londra’daki konferans ise kesilmiş , Kıbrıs Sorunu artık Türk Yunan anlaşmazlığı olarak tüm dünya kamuoyuna farklı bir çerçeve içinde sunulmaya başlanmıştır.

Read More about AZIZ GEORGE’UN KAPADOKYA KİLİSELERİNDEKİ TASVİRLERİ

AZIZ GEORGE’UN KAPADOKYA KİLİSELERİNDEKİ TASVİRLERİ

0

Aziz George Kapadokya kaya kiliselerinde üç değişik şekilde tasvir edilmiştir.

a) Portre Tasviri: Aziz George bu tasvirde başının arkasında hale ile sakalsız ve kıvırcık saçlı olarak tanımlanır. George’un peleriniyle zırhının bir bölümü ve atribüsü olan silah ile (kılıç veya mızrak) yarım boy olarak tasvir edilmektedir.

b) Ayakta Tasviri: Sakalsız, kıvırcık saçlı ve haleli olan aziz genellikle sarı renkte örme zırh giyinmiş olarak, kırmızı peleriniyle tasvir edilir.

c) Atlı Tasviri: Sakalsız, kıvırcık saçlı ve haleli olan aziz, genellikle sarı renkte örme bir zırh giyinmiş olarak, kırmızı peleriniyle gösterilir. Aziz, beyaz bir atın sırtındayken ve mızrağıyla ejderhaya karşı savaşırken tasvir edilir.

Bu tasvirde Aziz George’un karşısında kırmızı atıyla Aziz Theodoros görülmektedir.

GÖREME BÖLGESİ’NDE TASVİR EDİLDİĞİ KAYA KİLİSELERİ

1. ÇARIKLI KİLİSE

Aziz George, bu kilisede batı haç kolunun güney duvarı alt seviyesinde Aziz Theodoros’la yan yana ve kuzey duvarının alt kısmına resmedilmiş olan Aziz Prokopios’u karşısına alacak şekilde tasvir edilmiştir. Aziz George burada yer alan tasvirinde diger tasvirlerindeki gibi sarı renkte örme zırhı ve kırmızı peleriniyle görülür. Aziz, burada sağ kolunu dirseğinden bükerek bir kılıcı, sol eliyle ise bir mızrağı tutmaktadır.

2. ELMALI KİLİSE

Aziz George, bu kilisede güney duvarın doğusundaki plasterin yüzeyine tasvir edilmiştir. Resim, çok tahrip olduğu için sadece başının bir kısmı görülmektedir.

3. KARANLIK KİLİSE

Aziz George, bu kilisede giriş mekanı kuzey duvarının batısına Aziz Theodoros’un yanına tasvir edilmiştir. Çarıklı Kilise’de olduğu gibi bu kilisede de Aziz George’un sağ kolunu dirseğinden bükerek bir kılıç, sol eliyle ise bir mızrak tuttuğu görülür. Aziz, diğer tasvirlerinde olduğu gibi sakalsız, kıvırcık saçlı, haleli, sarı renkte örme zırhı ve kırmızı peleriniyle resmedilmiştir.

4. KATHERİNA KİLİSESİ

Aziz George bu kilisede güney haç kolunun güney duvarı alt seviyesinde, beyaz at üzerinde ve doğu duvarı alt seviyesinde ayakta olmak üzere iki defa tasvir edilmiştir.

At üzerindeki tasviri, diğer kiliselerde yer alan atlı tasvirlerini yinelemektedir. Ancak, ayakta gösterildiği tasvirinde diğer tasvirlerinden farklı olarak kılıç değil mızrak tuttuğu görülür.

5. SAKLI KİLİSE

Aziz George bu kilisede ana ibadet mekanının kuzey duvarı üst seviyesine at üzerindeki Theodoros’la karşılıklı olarak tasvir edilmiştir.

6. YILANLI KİLİSE

Aziz George bu kilisede beşik tonoz örtünün doğu şeridine Aziz Onesimus ve Azize Helena tasvirlerinin arasında kalan boşluğa Aziz Theodoros’u karşısına alacak şekilde atlı olarak tasvir edilmiştir. Fakat burada diğer tasvirlerinden farklı olarak mavi renkte zırh giyindiği görülmektedir.

7. AZİZE BARBARA SAPELİ

Beyaz bir ata binmiş olan Aziz George kırmızı ata binmiş olan Aziz Theodoros’la birlikte elindeki mızrakla bir ejderhayı öldürürken, tasvir edilmiştir.

GÜLŞEHİR BÖLGESİ’NDE TASVİR EDİLDİĞİ KAYA KİLİSELERİ

KARŞI KİLİSE

Aziz George bu kilisede iki defa tasvir edilmiştir. Birincisi kuzey duvarının batı yönündeki kör arkadda görülen at üzerindeki tasviridir. Aziz George buradaki tasvirinde yürümekte olan beyaz bir atın üzerinde kırmızı renk pelerini ve sarı renk zırhıyla görülmektedir. Aziz George’un ikinci tasviri ise beşik tonoz alınlığında karşımıza çıkmaktadır. Aziz George, burada kırmızı ata binmiş olan Aziz Theodoros’la birlikte elindeki mızrakla bir ejderhayı öldürürken, tasvir edilmiştir.

IHLARA BÖLGESİ’NDE TASVİR EDİLDİĞİ KAYA KİLİSELERİ

KIRKDAMALTI KİLİSESİ

Aziz George’un, bu kilisede 6 defa tasvir edildiğini görüyoruz. Bunlardan birincisi dış duvara oyulu bir hücre cephesinde işlenmiş “Ejderha ile savaşan Aziz George” tasviridir. Kısmen tahrip olmuş durumdaki bu tasvirde, Aziz George’a ait diğer atlı tasvirlerinden farklı olarak ejderhanın iki başlı olduğu görülür. Ejderhanın iki başı simetrik olarak atın ön ve arka tarafından dikilmiş bulunmaktadır. Aziz George’nin bindiği beyaz atın kuyruğu ise doğu adetlerine uygun olarak topuz şeklinde bağlanmıştır. İkinci, üçüncü ve dördüncü tasvirler kuzeybatı duvarında tasvir edilmiştir. İkinci tasvir çok tahrip olduğu için Aziz George’nin elinde tuttuğu kılıç ve başının arkasındaki halenin dışında fazla bir şey görülmemektedir. Üçüncü tasvirde Georgeos dört nala koşan beyaz bir atın üzerinde tasvir edilmiştir. Aynı ince örme zırhı giyinmiş olan azizin başında bir diadem vardır. Arka planda büyük üçgen biçimindeki kalkanı görülmektedir. Sağ elinde tuttuğu mızrağı kendisine saldırmakta olan üç başlı ejderhanın en alttaki başına saplamaktadır.

Dördüncü tasvir de sahnenin iki tarafında, kilisenin ithaf edildiği Aziz George’a adak sunanların resimleri görülmektedir. Resimli alanın üst kısmının üçte birini başların ara yerlerine yazılmış bulunan yazılar kaplamaktadır. Kısmen silinmiş, tahrip olmuş bu yazıları okumak çok zordur. Aziz George’a adağı sunan kadının arkasındaki yazının dördüncü satırından başlayan ikinci bölüm ise daha çok bir yakarışa benzemektedir.

Kadının solundaki, bu olayın geçtiği çağın hükümdarlarını çağırmaktadır.

Yazılar şöyledir:

“Muzaffer ve ulu şehit Aziz George’un bu kutsal tapınağı, Amirarzes Basileos’un eşi, burada resmi görülen Thamara’nın yardımları ile nefis bir şekilde dekore edilmiştir.

Ey çilekeş Kappadokyalı şehit George Andronikos efendimiz, pek yüce ve pek asil Büyük Sultan Mesud’un tabiyeti altında Romalılar üzerinde hüküm sürmektedir.”

Tasvirde elinde kilisenin maketiyle gösterilen bani, büyük bir olasılıkla Gürcü asıllı bir prensestir.

Kilisenin tavanındaki diğer bir kitabede bu yapıya bağışladığı araziden söz edilmektedir:

“Ben naçiz Thamara, yaptırdığım bu tapınak için yamaç üzerindeki bir üzüm bağının arazisini, Siara Phatenes’ten satın almış olduğum bağı bağışlıyorum.”

Kilisede, Aziz George ilgili beşinci tasvir, güneybatı duvarında karşımıza çıkmaktadır. Neredeyse tamamı tahrip olmuş durumdaki bu tasvirin “Ejderha ile Mücadele” sahnesi olduğunu anlıyoruz. Burada biri beyaz, diğeri ise kırmızı renkte iki atın üzerine binmiş olan azizlerin karşılıklı olarak resmedildiğini görüyoruz. Bunlardan beyaz ata binmiş olanı George’dur.

Aziz George’un karşısına resmedilen atlı ise Aziz Theodoros’tur. Kilisede George ile ilgili olan altıncı tasvir, kendine has özelliğiyle ayrı bir önem arz etmektedir. Beyaz bir atın önünde ayakta tasvir edilen azizin zırhı örme biçiminde değil balık pulu şeklinde işlenmiştir.

Omuzunun arkasındaki kalkanıyla görülen azizin kucağında küçük bir figürün bulunduğunu saptadık. Dikkatli bakıldığında bu figürün sağ elinde üçgen biçiminde bir kadeh tuttuğu ve bu kadehi George’a sunduğu görülmektedir.

Tam anlamıyla ikonografik bir çözümlemesi yapılamasa da bu figürün sunduğu kadehin martirlik kadehi olduğu düşünülebilir. İkinci bir ihtimal olarak bu tasvirin litürjik ayinlerle ilişkili olarak yapıldığı savunulabilir.

SOĞANLI BÖLGESİ’NDE TASVİR EDİLDİĞİ KAYA KİLİSELERİ

1. BARBARA KİLİSESİ

Aziz Georgeos, bu kilisede batı duvarının güney yönünde ve güney duvardaki sıvanın üzerine olmak üzere iki defa tasvir edilmiştir.

İkinci tasvirinde Aziz Theodoros Stratelates’in yanına ve Aziz Prokopios’un karşısına resmedilmiştir.

2. YILANLI KİLİSE

Aziz Georgeos bu kilisede güney şapelin batı duvarı üst seviyesinde tasvir edilmiştir. Ejderha ile mücadele sahnesi olduğu anlaşılan bu tasvirde, Aziz George beyaz bir atın üzerinde tasvir edilmiştir.

Read More about Aziz George

Aziz George

0

Aziz George ( 275-281 – 23 Nisan 303) doğu ve batı kiliselerinde saygı gören, tanınan erken dönem Hristiyan şehididir.

Üçüncü Haçlı Seferi lideri Arslan yürekli Richard’ın ordularını kutsal savaşa Aziz George’un
koruması altında yollamasıyla, İngiltere’nin koruyucu azizi olarak kabul edilir. Aziz George,
Aragon ( İspanyanın kuzeyindeki özerk bölge), Kanada, Katalonya, Lithuania,Filistin, İngiltere, Etiyopya, Gürcistan, Yunanistan, Karadağ, Portekiz, Rusya, Bulgaristan ,Brezilya ve Sırbistan’ın Patron azizi, Cenova ve Venedik şehirlerinin St. Mark’tan sonra koruyucu azizi olarak kabul edilir. Beyaz üzerine kırmızı artılı İngiliz bayrağı “Aziz George Bayrağı” olarak bilinir.

Aziz George dördüncü yüzyıl başlarında yaşamış bir asker azizdir. Aziz George efsanevi ejderha avcısı olarak bilinir. İnanışa göre bugün Kapadokya’da bulunan Güzelöz köyüne musallat olan bir ejderhaya karşı yapmış olduğu savaş sonucunda ejderhayı öldürerek şehri kurtarması ile ünlüdür. Bu efsanede şehre musallat olan bir ejderhayı yatıştırmak için şehrin sakinleri tarafından, gelinlik içerisinde kurban edilmek üzere bir bakire hazırlanır. Aziz George, ejderha ile savaşarak o bakireyi kurtarır.

Ejderha, bütün kültürler çevresinde efsanelere, söylencelere ve mitlere konu olmuş hayali bir varlıktır. Doğu dünyasında ejderha; iyilik yapan, kutsal bir güçü sembolize ederken Batı inanışında ölüler dünyasına ait yıkıcı ve kötü bir güçü sembolize eder.

Ejderha uzakdoğu ülkelerinde ve Türkler’de olağanüstü gücü, bilgeliği ve dayanıklılığı, simgelemektedir. Ejderha tek tanrılı dinlerde kötü olarak tanımlanır. Değişik kültürlerde ejderhayla savaşma sebebi değişik şekillerde anlatılır. Ejderhalar canavar olarak kahramanların, fatihlerin ve diğerlerinin bir toprağın kontrolünü ele geçirmek için dövüşmeleri gereken yeryüzünün gerçek bekçileridir. Aynı zamanda hazinelerin ve özel bilgi kapılarının bekçileri olarak görülmektedirler.
Ejderhayla mücadelenin sembolik anlamı ise iç bilginin hazinelerini kazanmak için üstesinden gelinecek güçlükler olarak nitelendirilmektedir. Bütün bunlardan sonra ejderhayı öldürmek; aydınlık ve karanlık arasında çatışma; kötünün, yıkıcı güçlerin öldürülmesi ve insanın kendi karanlık doğasını alt ederek kendine hâkim olmasıdır. Aziz George’nin burada bakireyi ejderhadan kurtarmak için savaşması, Ejderhanın temsil ettiği kötü güçleri öldürmesi ve daha sonrasında ejderhanın ölümüyle temiz güçlerin kurtarılmasıdır.

Aziz George ve Ejderha ikonografisinde ele alınış biçimiyle, Hıristiyanlık dininde ejderhanın Tanrı’nın düşmanı, kötülüğün gücü ve şeytan olarak tanımlandığı görülmektedir. Musevilik’te ejderhaların derin sularda yaşadıklarına inanılır. Ejderhayı yenmek ise; dine aykırı güçlere karşı kazanılan zaferi simgeler. Eğer ejderhanın düğümlü bir kuyruğu varsa o ejderha; yenilmiş gücü simgeler. Eski inanışlarda ejderha, akrepte olduğu gibi gücünü kuyruğundan almaktadır. Hıristiyanlık’ta farklı azizler ejderhayla mücadele ederken gösterilmiştir. Bunlardan en ünlüsü Aziz George’tur, ama Aziz Michael ve Azize Margeret de ejderha ile savaşırken tasvir edilmişlerdir.

Ejderha inanışı çok eski uygarlıklarda dahi görülmektedir.

Sümer uygarlığında üç tür ejderha öldürme hikayesi vardır ve bunlardan Aziz George’un ejderhaya karşı savaşının benzeri ünlü Gılgameş Efsanesi’dir.

Gılgamış Efsanesi bir şiirdir. İlk yazılış tarihi M.Ö. 2500-3000 yılları arasında olduğu tahmin edilen destan, Sümerce 12 tane kil tablete yazılmıştır. İlk yazılımın dışında destan, daha sonra Babil döneminde iki kez daha yazılmıştır. Toplam 2 bin 900 satır olduğu tahmin edilen destanın en önemli bölümleri eksiktir. Sadece yüzde 60’ı tam olarak bulunan şiir formatında yazılmış destanın bazı dizelerinin başı ve sonu yoktur. Destanın Sümerce yazımının anlaşılması oldukça zordur. M.Ö. 1800 yıllarında Babil kralı Hammurabi (M.Ö 1792-1750)zamanında tekrar yazılan Gılgamış Destanı’nın üç tableti bulunamamıştır. Destanın son yazılım tarihi tam olarak bilinemese de, son ozanının, Kassitler çağında yaşamış Sin Lekke Unnini adında bir sanatçı olduğu kabul edilmektedir.

Destanın kahramanı Uruk Kralı Gılgamış, dörtte üçü tanrı, dörtte biri insan olan bir varlıktır. Gılgamış halk tarafından çok sevilir ama, kral aynı zamanda sert, güçlü ve mağrurdur. Halk bu öfkeli kralın burnu biraz sürtülsün düşüncesiyle tanrılardan yardım ister. Dualar boşa gitmez ve tanrıça Aruru, yarı vahşi bir yaratık olan Enkidu’yu yeryüzüne gönderir. Enkidu destanın ikinci önemli karakteridir. Fakat Enkidu’nun kırlarda yaptığı kıyımlar Gılgamış’tan çok dilekte bulunan Uruk halkının başına bela olur. Gılgamış, Enkidu’yu yola getirmek için güzel bir kadın (Şahmat) yollar ve ehlileşmesini sağlar. Kadının peşinden kente gelen Enkidu krallar gibi ağırlanır, güzel kokularla yıkanır, kentlilere özgün elbiseler giyer, oturup kalkma dersleri alır. Tanrının isteğinin aksine Gılgamış’la Enkidu çok iyi arkadaş olurlar.

Güçlerini sınamak için yola koyulan ikili, kendilerine hasım olarak, korkunç sesiyle bile insanları öldürebilen Sedir ormanının korucusu dev Huvava’yı seçer. Ancak devin gürleyişi karşısında Enkidu korkudan dona kalır. Gılgamış ise etkilenmez ve devi öldürür.

İlluyanka Efsanesi

Anadolu’da uzun süre hüküm sürmüş olan Hititler devrinde İlluyanka Efsanesi olarak bilinen ve Hatti uygarlığı kökenli olduğu düşünülen bir efsane ve onunla ilgili bir tasvir günümüze ulaşmıştır. Hitit efsanesinde İlluyanka canavara verilen genel bir addır ve efsane iki versiyon halinde tabletlerle günümüze ulaşmıştır. İlluyanka ile ilgili birinci efsane ülkede bolluk ve bereketin kutlandığı Purruelli bayramının devamında anlatılmıştır. İlluyanka Gök Tanrısı’nı yenmiş ve Gök Tanrısı diğer tanrılardan yardım istemiştir. Tanrıça İnara Fırtına Tanrısı’na yardım etmeyi kabul etmiş ve önce bir ziyafet düzenlemiştir. Aynı zamanda tanrı olmayan Hupaşiya adlı kahramandan kendisine yardım etmesini istemiştir. Sonra İnara hazırladığı ziyafete mağarasında yaşayan ejderhayı da davet etmiştir. Ejderha ziyafette içtiği içkinin etkisiyle sarhoş olmuş ve Hupaşiya saklandığı yerden çıkarak canavar İlluyanka’yı halatlarla bağlamış ve Fırtına Tanrısı yanında başka tanrılarla birlikte gelerek İlluyanka’yı öldürmüştür. Hititler’de ejderhanın yenilmesi, kış mevsiminin bitmesi ve bolluk ve bereket simgeleyen yaz mevsiminin başlaması anlamına gelmektedir.

Ejderhanın mağarada yaşıyor olması ve kahramanın iki kişiden oluşması ve arada bir kadının olaya yardımcı olarak rol alması efsanenin diğer uygarlıklardaki oluşumuna katkı sağlayan ögelerdir. İlluyanka efsanesi ile ilgili Geç Hitit Dönemi’ne ait Malatya’da bulunmuş bir kabartma bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bir ortostatın üzerinde tasvir edilmiştir.

Yunan Sanatı’nda ise iki farklı efsane ve iki kahraman ejderha ile savaşır. Perseus ve Herakles efsanelerinde ejderha ile savaşırken tasvir edilmişlerdir. Aziz George efsanesi ile içerik olarak en çok benzeyeni Perseus Efsanesi’dir. Bir diğer efsane kahraman ise Herakles’tir ve daha çok Herakles’in ejderha ile mücadelesi tasvir sanatında konu edilmiştir.

Aziz George’un bilinen hayat hikayesinde babasının ölümünden kısa bir süre sonra, Justus adında birisi Filistin valisi olarak tayin edilir. Vali Justus Lydda’ya geldiğinde Aziz George’un annesinden onu kendisine evlat olarak emanet etmesini ister. Aziz George’nin annesine O’na askeri eğitim vermek ve onu orduda yüksek bir mevkiye getirmek istediğini söyler. Annesi bu isteği kabul eder. George yoğun geçen bir eğitim döneminden sonra, Vali Justus George’nin yeterli eğitim aldığına inanarak, onu yüz asker ile birlikte imparator Diocletian’a gönderir. İmparator George’nin gayretlerinden ve başarılarından çok memnun kalır ve kısa sürede onu terfi ettirerek general yapar.

Bazı tezler, Diocletian’ın George’u askeri bir lider olarak görevlendirdiğini, azizin Galerius komutası altında Pers’lere karşı savaştığını kabul etmektedir. Aynı tezler Aziz George’un, bir süre Lübnan’da ve Beyrut’ta yaşamış olduğundan bahsetmektedir.

İmparator bütün askerlerin topluca Roma tanrılarına tapınmaya katılmasını istediğinde büyük bir olasılıkla Aziz George 298 yılında ordudan ayrılmıştır. 303 yılında İmparator Diocletian, Hıristiyan toplantılarını kanunsuz ilan edip kiliselerin ve kutsal yazıların imha edilmesi için emir verdiğinde, Aziz George’un Nicomedia’daki imparatorluk mahkemesinde yargılandığı söylenmektedir. Kilise tarihçisi Eusebius tarafından Aziz George, Hıristiyan dünyasında bir kahraman olarak tanımlanır. Aziz George yargılandıktan sonra bir çok işkencelerden sonra 303 yılında kafası kesilerek idam edilmiştir.

23 Nisan Aziz George’un bayramıdır.

Read More about 6-7 Eylül Olayları ile yüzleşme – Yakın tarihimizin kırılma noktası